
Çalışma hayatım boyunca hep bir emekli olsam bahçe içinde bir evim olsa, eksem, biçsem, çiçeklerle donatsam meyve ağaçlarım olsa, akşamüzerleri sulasam, mis gibi bahçemde bir çay demleyip dostlarımla bahçe sefası yapsam, ekmeğimi kendim yapsam, domatesimi, biberimi bahçemden toplasam, bahçemde bir kuyum olsa suyumu mis gibi içsem gibi hayallerim vardı.......
İstanbul'u çok seviyorum evet ama bu kırsal yaşam isteği de yabana atılır gibi değil. Bir kaç yıldır sevgilimin yazlığında bir nebze gideriyorum bu isteği ama misafir gibi 2-3 ay değil ben sürekli yaşamak istiyorum kırsalda.
Geçen hafta bir belgesel izledik. Dünyada yaşanan savaşların, terör olaylarının, kıtlığın, sefaletin nedenlerini belgeleri ile açıklıyordu. Savaşlar ve terör bir avuç insanın cebine daha çok para girsin diye yapılmış suni gündemlerdi. Sırf biraz daha zengin olma uğruna, tüm dünyaya hükmetme uğruna dünyanın kaynaklarını kendilerinde topluyor ve suni kıtlıklar yaratıyorlardı. Bolluk yazılarımda da yazdığım gibi dünyanın kaynakları sonsuz. Yaradan öyle büyük bir bollukla veriyor ki hiç bir ödeme yapmaksızın herşeye ulaşabiliriz aslında.
Belgeselin 2. bölümünde kurmak istedikleri bir projeden söz ediyorlar. "Venüs projesi" bu proje benim geçmişte yapmak istediğim bir yaşam tarzını öneriyor. Dünyayı kurtaracak olanın kaynak bazlı ekonomi olduğunu anlatıyor. Kurulmuş ve dayatılmış bu ekonomik sistemin içinden çıkmak ancak bu yollarla mümkün.
ÖZÜMÜZÜN SESİ her zaman doğruyu söylüyor aslında. İçimizden gelen kuvvetli dürtü her zaman O'nun doğru sesi. Bizi uyarıyor yine bizi korumak için...
Umuyorum herkes izler, umarım hepimiz uygulama fırsatı buluruz ve hep istediğimiz gibi bu güzel mavi dünyamız, bu evrenin gözbebeği barış ve sevgi içinde yaşamını sürdürür.....