23 Nisan 2009 Perşembe

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.....


EN BÜYÜK BAYRAMDIR.....
KUTLU OLSUN.....
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE....
.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

22 Nisan 2009 Çarşamba

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN.......

Tüm yavrularımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyor, tüm dünya çocuklarına ATAMIZIN armağan ettiği bu güzel bayramda gönüllerince bayram etmelerini diliyorum.

21 Nisan 2009 Salı

NE SEYAHATTİ BE.....!!!!!

Efendim, yaz gelirken malumunuz tüm medyada bir furya başlar. "Yaza girerken nasıl kilo verirsiniz?".."Kışın aldığınız kilolardan kurtulmak için ...rejimi uygulayın","sağlıklı kilo verin" şeklinde bir sürü yazı dizisi başlar. Hepimizin sinirini laçka edene kadar devam eder, sonra o sayfaları geçeriz,o programı atlarız dikkate bile almayız.
Ben bu programlar başlamadan önce gelen hoş bir maili, moral olsun diye paylaşmak istedim.
Kilo vereceğim diye sinirlenimizi bozmayalım... Sağlıklı yaşayacağım diye tatsız tuzsuz şeyler yemeyelim. Allah ağız tadımızı bozmasın efendim... AMİN....
Amerika'nın ünlü bir hastanesi Kardiyo bölümünün ünlü bir cerrahı ile yapılan bir ropörtajdan alıntıdır;
* Kardiyovasküler egzersizlerin yaşamı uzattığını duydum. Doğru mu?
- Kalbinin ömrün boyunca atacağı sayı bellidir,hepsi bu işte. Bu sayıyı egzersizle yeme. Herşey zamanla eskir. Kalbini hızlandırmak ömrünü uzatmıyor. Bu arabayı hızlı kullanınca ömrü uzar demek gibi birşey oluyor. Uzun mu yaşamak istiyorsun? O zaman uyu...
* Eti bırakıp, daha fazla meyve, sebze mi yemeliyim?
- İşin özünü yakalamalısın. İnek ne yer? Saman ve mısır. Bunlar ne? Sebze.. O zaman bonfile yemek, sebzenin vücuda en uygun kazandırılma mekanizmasıdır. Hububat mı yemek istiyorsun? Piliç ye.. Yeşillik mi istiyorsun biftek ye...
* Alkolü azaltmam gerekir mi?
- Asla... Şarap,üzüm suyudur. Brandi damıtık şaraptır. Bira tahıldır, kafana dikebilirsin...
* Vücut yağ oranımı nasıl hesaplamalıyım?
- Bir vücudunuz ve yağınız varsa oran bire birdir. İki vücudunuz ve bir yağınız varsa oran ikiye birdir. Bunun gibi....
* Düzenli jimnastiğe devam etmenin faydaları nelerdir?
- Bir fayda düşünemiyorum. Benim felsefem ağrı yoksa...herşey yolundadır...
* Kızartmalar kötü müdür?
- Sen beni dinlemiyorsun galiba.... Yiyecekler nebati yağ içinde kızartılıyor, hatta yağa doyuyor. Daha fazla bitkisel gıdanın neresi kötü...
* Çikolata benim için kötü müdür?
- Deli misin? HEY... kakao tanecikleri... Yani başka bir tür bitkisel gıda.... Çevredeki en mükemmel lezzetli yiyecek....
* Yüzmek formum açısından iyi midir?
- Yüzmek formun açısından iyi midir? Balinayı düşünsene.....

Umarım bu açıklamalarla yiyecekler hakkında kafandaki tüm karışıklıklar netleşmiştir. Ve ayrıca unutma;
Hayat,mezara en çekici ve düzgün formla gidilecek bir seyehat değildir. Aksine yalpalaya yalpalaya, bir elinde Chardonnay şarap, diğerinde çikolata, vücut bitmiş ve tükenmiş halde ama çığlıklarla WOOOO HOOOO... NE SEYAHATTİ BE....

17 Nisan 2009 Cuma


Güzel vatanımın çok özel bir yer olduğuna inanıyorum. Dünya haritasına baktığında ve bir insan bedeni gibi düşündüğünde kalp bölgesi Türkiye'me denk düşer. Herşeyi ile özel bir topraktır benim vatanım. Üzerinde bugüne kadar yaşamış kavimleri ile, ereni evliyası ile, şairi ozanı ile, coğrafik özellikleri ile,iklimiyle, güzellikleri ile çok özel bir ülke... ve bu özel ülkeye tabikii çok özel bir önder, bir kahraman gerekirdi...
Öyle bir önder, öyle bir kahraman ki el atmadığı, vatanı için düşünmediği hiç bir konu olmasın. Bu arada elinin tersi ile o vatanı düşmanlardan kurtarsın, devrimler yapsın, çocukları düşünsün, kadınları düşünsün, dili düzeltsin, medeni hukuk sistemini kursun, kılığı kıyafeti düzenlesin, ülkesinin onurunu, şerefini tüm dünyaya haykırsın, balolar düzenlesin ve çağdaş bir yaşam tarzının ne olduğunu tüm dünyaya göstersin. Hamasi nutuklar yerine, yaşayarak öğretmiş ve yaptıkları, söyledikleri tüm dünya tarafından anlaşılarak gıpta edilmiş,ilham vermiş bir lider....ve tüm bunları 57 yıllık ömrüne sığdırmış...
Bunları yapmak senin benim gibi sıradan insanların harcı değil... Belli ki YARADAN tarafından özel bir plan gereği, özel bir ülke için gönderilen çok özel bir görevli o. Sevgilimin söylediği bir söz var
" Allah'a olan aşkım, Atatürk gibi bir üstad varlığı bize bağışladığı içindir" ben de ona katılıyor ve onun kurduğu ülkede doğduğum,eğitim gördüğüm, yaşadığım, aydın ve çağdaş bir kadın olabildiğim için şükrediyor ve sevgili ATAMA tüm kalbimle sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.

15 Nisan 2009 Çarşamba

IŞIĞI YANAN EVLER.....



Tıp fakültesini yeni bitirmiş, pratisyen hekim olarak ilk görev yaptığım yere, Konya'ya bağlı bir beldenin sağlık ocağına gitmiştim.
Gençtim, bekârdım. Küçük bir beldeydi gittiğim yer.
İlk gece bir eve misafir olmuştum. Tren istasyonunun hemen yanında bir evdi.Akşam yemeğinden sonra çaylarımız gelmiş, sohbetler edilmişti. Üzerimde yol yorgunluğu, geldiğim yeni yerin yabancılığı vardı. Saatler ilerliyor, ağır bir uyku beni içine çekiyordu. Ev sahibine bir şey de diyemiyordum. Bir müddet daha geçti; yine bir hareket yoktu. Evin büyüğü olan Hacıanneye sıkılarak:
"Anneciğim, sizin buralarda kaçta yatılıyor?" dedim.
Hacıanne:
"Evlâdım treni bekliyoruz. Az sonra tren gelecek, onu bekliyoruz" dedi.
Merak ettim, tekrar sordum:
"Trenden sizin bir yakınınız mı inecek ?"
Hacıanne:
"Hayır evlâdım, beklediğimiz trende bir tanıdığımız yok. Ancak burası uzak bir yer. Trenden buraların yabancısı birileri inebilir. Bu saatte, yakınlarda,ışığı yanan bir ev bulmazsa, sokakta kalır. Buraların yabancısı biri geldiğinde, "ışığı yanan bir ev" bulsun diye bekliyoruz."
Konya Ovası'nda, ya da bir başka yerinde Türkiye'nin,trenden inen yabancılar için "Işığı yanan evler" yerinde hâlâ duruyor mudur? Yabancılar, yorgun bedenlerini yün yataklarda dinlendirmeye devam ediyorlar mı? Aç bir köpeğin önüne bir kap yemek bırakan kadınlar yaşıyorlar mı? Kuşlara yuva yapan mimarlar sahi şimdi neredeler? Bu güzel insanlar, atlarına binip gitmişler. Bizler, atlarına binip giden güzel insanlara sahip bir medeniyetin yetimleriyiz. Çekip gidenlerin doldurulmamış boşluklarında savrulup duran
yoksullarız.
Şâir öyle diyordu:
"Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." Şimdi bu güzel insanlar, neden ve nasıl atlarına binip gittiler? Onları ne yıldırdı da bir daha dönmemek üzere, sessiz sedasız gittiler? Ey güzel yurdumun güzel insanları! Neredesiniz?

Kaynak: Prof. Dr. Saffet Solak'ın bir hâtırası

14 Nisan 2009 Salı

ÖDÜLÜM VAR.. ;))


Yaklaşık 4 aydır bir blogum var. Sevgili kızım Betty Puf Puf elleri ile anneciğine bir blog yaptı. Ben her beceriksizliğimde onun yardımını istedim. Daha yeni yeni alışıyorum sayılırken, blog dostlarımdan Sevgili Gülhan, bir yazımın altına not düşmüş "ödülünüz var" diye. Kendisine buradan çok teşekkür ediyorum ve bu ödülü, ilk ödül olarak ödüllüğüme alıyorum.
Şimdi ;yapılması gerekenleri yapalım.
1- Ödülü size veren kişinin linkini yazmalısınız.
Ben yazıyorum Sevgili Gülhan'ın linki http://www.gulhanca.com/
2- Ödül verdiğiniz kişileri yazmalısınız.
Benim ödüllerim Sevgili pembe kızlarım Betty Puf Puf ve Prety in Think'e olacak
3- Bu ödüle layık gördüğünüz kişilere bunu bildireceksiniz.
Şimdi koşup onlara haber vereceğim efendim...
Sevgilerimle....

BETTY PUF PUF PRETTY İN THİNK

13 Nisan 2009 Pazartesi

ÇEKİRDEK HAREKATI


Ülkemiz için çooook önemli bu girişimi daha önce de duymuştum ve fakat ne yazık ki o zamanlar bir blogum yoktu. Şimdilerde gelen maillerle birlikte bir araştırma yaparak google'da arayınca sayfalar dolusu bilgiye ulaştım. Efendim olay şöyle;
Manisa Belediyesi ve Tema Vakfı birlikte enteresan bir proje geliştirmişler.. İnsanların yedikleri mevyaların çekirdeklerini doğaya bırakmaları durumunda, bu mevya çekirdeklerinin değerlendirilebileceğini, ülkemizin ağaçlanmasına bir nebze de olsa katkıda bulunabileceğimize dikkat çekmeye çalışıyorlar.
Çünkü ithal tohumlar hibrit tohumlarmış...neymiş hibrit tohum? Bir defa ekilen tohumun meyvesinin kısır olması demekmiş,,, yani ektiğin zaman o tohum yeniden meyve vermiyormuş... Ne yapacağız peki?
Evde yediğimiz meyve çekirdeklerini kiraz, kaysı, erik, karpuz, kavun vb...sonbahar aylarında (çimlenmesi için yağmurların başlayacağı mevsimlerde) pikniğe, dağa, gezmeye gittiğimiz arazilere toprağa gömüp üzerine de bir miktar su dökeceğiz, bunların bir kısmı tutacak ve doğanın dengesinin korunmasında yarar sağlayacaktır.
Sebzelerde olduğu gibi, yakında meyvelerde de hibrit tohumlar yaygınlaşınca, çekirdekten ağaç yetişme imkânı ortadan kalkacak. Bu nedenle elimizi çabuk tutup ülke sathına ne kadar ekebilirsek o kadar yararlı olacağız.
Çocuklar doğayı ve hayvanları çok severler, onları da işin içine katarsak bu proje yayılır ve yaygınlaşır. Çekirdek ayırma ve biriktirme işine onları da katalım, birlikte doğaya çekirdekleri ekme günleri yapalım.bakın nasıl hevesli ve gönüllü olacaklar.
Ayrıca, TEMA VAKFI kendisi ekemeyecekler için bazı merkezlerde bu çekirdekleri topluyor.
UNUTMAYALIM Kİ; EN KIYMETLİ HAZİNEMİZ YAVRULARIMIZ DA AĞIZ TADIIYLA YİYECEKLERİ EN LEZZETLİ MEYVE VE SEBZEYİ BULABİLSİNLER GÜZEL ÜLKEMİZDE